Eğitimde Ceza Olmalı mı?

Eğitimde Ceza Olmalı mı?

Eğitimde Ceza Olmalı mı?

Çocukların eğitiminde sıkça tartışılan kavramlardan biri de “ceza”dır. Eğitim süreci içinde ebeveynler ve eğitimciler cezayı oldukça sık kullanmaktadır. Peki bu durum çocuk tarafından nasıl algılanmakta, onun dünyasında nasıl bir örüntünün oluşmasına neden olmaktadır? Sanıyorum konunun bu kısmı üzerinde çok kapsamlı düşünülmemekte ve bunun sonucunda da doğru gibi görünen büyük yanlışlar inşa edilmektedir. Hem de sımsıkı temellendirilerek…

Şöyle bir düşünecek olursak ceza bir yargılama gerektirir ve bizim en hassas olduğumuz konulardan birisidir yargılamak. Hiçbirimiz yargılanmak istemeyiz ve tutum olarak da birçoğumuz yargılamaya karşı çıkarız. Yargılamadan sonra yargılanıp ceza alan kişi neler hisseder peki? Ödeşme! Evet, yanlış okumadınız, ödeşme. Ceza birçok durumda bize bedelini ödediğimiz ve bu nedenle de artık ödeştiğimiz, suçluluk duygusundan uzaklaştığımız bir süreci yaşatır. Hatta birçok zaman istenen davranış yerine istenmeyeni yapıp bedelini ödemek son derece kolay ve akla uygun da gelir. Kısaca ceza aslında istenmeyen davranışı pekiştirici bir unsura dönüşebilir.

Ödevini yapmazsa izlemek istediği filmi izleyemeyecek olan çocuk için ödevi yapmamak bir tercih, bir seçme alanı haline gelir. “Yapmak istemediğim ödevi yapmayabilirim, en fazla televizyon izleyemem.” düşüncesinin gelişmesini sağlar.

Biz yetişkinler de aynı biçimde davranmıyor muyuz ; ışık ihlaliymiş; çok acelem var cezasını öderim, vergimi ödemiyorum; anlaşılırsa uzlaşırım vs. Sonuç olarak yapılması gereken şeyi yapmayan kişi sonuçlarına katlandığını düşünerek içi rahat bir biçimde çarpık kalıplar geliştirir ve o durum ile ilgili gerçek nedenleri asla kavrayamaz.

Düşünün ki çocuğunuz ödevini yapmayı reddetti ve televizyon seyretme cezasını da çekti. Peki çocuğumuz neden ödevini yapmak istemiyordu, çok istediği filmi izleyememe pahasına yapmadığı o ödevde onu iten neydi ve asıl önemlisi bundan sonra ne olacak… Cezaların dozu yükseldi diyelim, ne kadar yükseltebileceğiz bu dozu… Daha da önemlisi her seferinde siz yargıç, o sanık ve bu arada içten içe pekişen gizli bir kahramana veya her seferinde cezaya maruz kalan ama kendince haklı bir mağdura dönüşecek.

Cezanın olmadığı bir yaşam düşünülebilir mi?  Elbette yaşadığımız dünyada sistemsel olarak böyle bir şeyi düşünemeyiz. Ancak cezanın bir karşılık haline gelmesi boyutunda sorgulamalar yapabiliriz. İstediğimiz şeyi çocuğumuz neden yapmıyor veya istemediğimiz şeyi yapıyor. Bu durum onun ilgisi, ihtiyaçları, gelişim süreci dikkate alındığında gerçekleştiremeyeceği bir durum mudur veya onun için anlamı nedir? Asıl bunların sorgulanması gerekmektedir. Çocuğumuz neden ceza alıyor, söz konusu durumdan biz hoşlanmadığımız için mi cezayı hakketti? Çocuğumuz için söz konusu durumu anlamlı hale getirebilecek neler yaptık bunların hepsi bir tartışma konusu.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, ceza ile yetişen çocuklar aslında hem özgüven gelişimi hem de ahlaki gelişim konusunda sıkıntılı bireyler haline geliyorlar. Yaşamın yasaklar ve yasak olmayanlar (kime, neye göre, nerde ve nasıl) biçiminde kodlanması silik, sıradan veya patlak kimliklerin belirmesine neden oluyor. Peki, ne yapmak gerekir? Aslında ilke çok basit; niye yaptıramadığımızı anlamaya çalışmak ve yapması gereken şeyi neden yapması gerektiğini doğru anlatarak içselleştirmesini sağlamak.

Ceza çok başarılı bir eğitim aracı olsaydı insanlık tarihinde bugün gelinen noktada suç olarak algılanan birçok durumun ortadan kalkması gerekirdi. Oysa durum hiç de öyle değil! Daha da çarpıcısı cezaların çok şiddetli olduğu bazı yerlerde suç olabilecek davranışlarda yoğunluklar yaşanırken bazı toplumlarda o davranışların hiç ya da yok denecek kadar az görülmesi konuyu yeniden değerlendirmek gerektiğinin en önemli göstergesidir. Sevgiyle kalın.

Görüşleriniz ve sorularınız için bizimle iletişim kurabilirsiniz.